Güç unsurları ile bastırılan mimarinin ürünleri, toplumsal mekan üretiminde, onu sorgusuz kabul eden bir topluma, bunun farkında olan aktörlerin-örneğin mimarların- endişe ettiği kadar büyük bir zarar veriyor mu?
Kimin için tasarlıyoruz?
Politik aktörler, kar, para, sermaye endişesinden uzak, salt sosyal ilişkiler ve toplum yararı için tasarımlar yapılıyor olsa, toplum bunun farkında olabilir mi? Bu gerçekten bir fark yaratır mı?
Asıl sorun/çözüm, mekanın hangi güçler etkisinde yaratıldığında-yaratılması gerektiğinde mi, yoksa aksak giden duruma karşı çıkması gereken güçlerin bilinçlenmesinde mi?
Böyle bir toplumsal bilinç, star mimarlar(!) bile kazanç kaygısı ile “aslında çok da doğru bulmadıkları” (bkz: Kapalı Yerleşmeler Konferansı-Tasarımcıları Kapalı Siteleri Anlatıyor konuşmaları) ürünler yaratmak zorundayken nasıl yaratılır?
Yaratılabilir mi? Yaratılmalı mıdır?
Yoksa sadece bu bilince sahip kişilerin aktiflikleri, zaten her şeyi koşulsuz benimseyen bir toplum için yeterli midir?
MTS 612 MİMARLIK ÜZERİNE PARADİGMALAR İTÜ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ, Mimari Tasarım Doktora Programı 2003'de İpek AKPINAR ve Semra Aydınlı tarafından kurgulanan ders, 2009-2010 bahar yarıyılında y.doç.dr. İpek Akpınar tarafından yürütülmektedir. Beşeri bilimlerin (kentsel coğrafya, kültürel antropoloji, kent sosyolojisi vb) yaklaşımları ve güncel tartışmaları kapsamında günümüz kent-mimarlık ilişkilerini, deneyimlerini; bu ilişkilerdeki çelişki ve diyalektiği ele almaktadır.
Showing posts with label Toplumsal Bilinç. Show all posts
Showing posts with label Toplumsal Bilinç. Show all posts
Sunday, 7 March 2010
Subscribe to:
Posts (Atom)